CHANCE_THIS_TO_IMAGE_URL"https://static.wixstatic.com/media/45ab39_dab56b7855424166870f7be3cefaf721~mv2.png/v1/fill/w_178,h_178,al_c,q_85,usm_0.66_1.00_0.01,enc_auto/Renkli.png"sizes="192x192"/>
top of page

Kamu Personelinin Mali Kayıpları Giderilmelidir!

Güncelleme tarihi: 29 Haz 2022

Covid-19 Pandemisi başta olmak üzere, Rusya-Ukrayna savaşı ve diğer ulusal, uluslararası gelişmeler nedeniyle küresel bazda karşımıza çıkan enflasyonun ülkemizde, özellikle sabit gelirli memurlar üzerindeki etkisinin çok büyük olduğu, alım gücünün ciddi oranda düştüğü, dolayısı ile bir çok alanda mağduriyetler ortaya çıktığı kamuoyunun malumudur. Adil Haber-Sen olarak, söz konusu mağduriyetlerin giderilmesi için, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına, AK Parti Grup Başkanlığına, MHP Grup Başkanlığına, CHP Grup Başkanlığına, İyi Parti Grup Başkanlığına; Enflasyon farkının her ayın 15'inde maaşlara yansıtılmasını, Tüm kamu çalışanlarına refah payı verilmesini, vergi diliminin %15'e sabitlenmesini, vergiden istisna tutarlarının yeniden belirlenmesi yönündeki taleplerimizi içeren yazıları gönderdik ve konuyu ulusal ve yerel basına servis ettik. Söz konusu yazımızın tamamını ve ilginizi çekecek görselleri aşağıda bulabilirsiniz.



Son dönemlerde Covid-19 Pandemisi, Rusya-Ukrayna savaşı ve diğer ulusal ve uluslararası gelişmeler nedeniyle enflasyon küresel bazda artış göstermiş, ülkemizde bu küresel enflasyon artışından ciddi oranda etkilenmiştir. Gelişmiş ülkelerde enflasyon oranları %1-2 seviyelerinden %7-8’lere çıkarken, ülkemizde döviz kurlarında yaşanan dalgalanma ve özellikle enerjide dışa bağımlılık nedeniyle enflasyon oranı son bir yılda %100’e yakın oranda artmıştır.


Enflasyon kaynaklı olarak bugün, daha önce hiç olmadığı kadar tüketim ürünlerinde ve zorunlu harcama kalemlerinde artışlar yaşanmıştır. Bu durum sabit gelirle çalışan kamu çalışanlarının alım gücünü büyük oranda azaltmıştır.


Anayasamız, kişinin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamayı; ekonomik ve sosyal engelleri ortadan kaldırmayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır. İçinde bulunduğumuz yüksek enflasyon durumuyla mücadelede de devletin başta gelir dağılımının daha adil bir yapıya kavuşması ve buna paralel olarak sabit gelirlinin koruması zorunlu hale gelmiştir. Bu zorunluluk yüksek enflasyonun gelir dağılımını bozması ile birlikte ortaya çıkan enflasyonun sosyal ve psikolojik etkileri ile mücadele açısından da oldukça önemlidir.


Kamu çalışanlarının sabit gelirli olması, yapılan zamların açıklanan resmi enflasyonun çok çok altına olması ve enflasyon farkının maaşlara altı ay sonra yansıtılması nedeniyle enflasyondan etkilenen en ciddi kesim olduğu rahatlıkla söylenebilir. Mevcut uygulamada, kamu çalışanlarının toplu sözleşme ile aldıkları zam oranının enflasyon oranının altında kalması halinde altı aylık dönemler halinde enflasyon farkı olarak bir artış yapılmakta ve kamu çalışanlarının aldıkları zamlar resmi enflasyon rakamları ile eşitlenmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, resmi enflasyon rakamları ile kamu çalışanlarının alım gücünde meydana gelen kayıp hiçbir zaman eşit olmamaktadır. Bu durumda zam oranlarının altı aylık dönemler ile enflasyon oranına eşitlenmesi kamu çalışanlarının mali kaybını gidermemektedir.


Ayrıca enflasyon oranı ile tolu sözleşmede mutabakata varılan zam oranlarının eşitlenmesi kamuoyunda ZAM gibi ifade edilmekte ancak, enflasyon farkı bir zam değildir. Kamu görevlilerinin toplu sözleşme ile zam oranlarının belirlendiği 2010 yılından günümüze altı defa toplu sözleşme imzalanmış, bu toplu özleşmelerden beş tanesinde kamu görevlilerinin aldıkları zam oranı enflasyonun altında kalmış, yani kamu görevlileri 5 dönem toplu sözleşmede zam almamıştır.


Mevcut uygulamada toplu sözleşmede alınan zam oranı ile enflasyon oranı arasında fark olması halinde, aradaki bu fark altı ay sonunda kamu görevlilerine verilmekte, bu durumda da kamu görevlilerinin mali kaybı söz konusu olmaktadır. Kamu çalışanlarının enflasyon karşısında koruma noktasında altı ay sonra maaşlara yansıtılan enflasyon farkı, geldiğimiz noktada koruyucu bir etkiye sahip olmadığı gibi kamu çalışanlarının yaşam standartlarını yükseltmemektedir. Hatta enflasyon farkının altı ay sonra maaşlara yansıtılması nedeniyle özellikle yüksek enflasyonun olduğu bir ortamda kamu çalışanları aslında sürekli olarak enflasyonun altında yaşamaya mahkûm edilmektedir.


Bu bağlamda; TBMM plan ve bütçe komisyonunda görüşülecek olan Ek Bütçe Kanunu'nda kamu personelin mali durumunu düzeltici, yüksek enflasyon karşısında korunması noktasında aşağıda belirtiğimiz hususların ve bu hususlara bağlı olarak açıklanan gerekçelerin dikkate alınmasını arz ve talep ederiz.


1. Enflasyon Farkının Her Ayın 15'inde Maaşlara Yansıtılması


Bilindiği gibi 6‘ıncı Dönem Toplu Sözleşmede imzalanan mutabakat gereği kamu çalışanları için oluşan enflasyon farkı altı aylık periyotlar halinde Ocak ve Temmuz aylarında maaşlara yansıtılmaktadır. Geçmiş yıllarda enflasyonun içinde bulunduğumuz yıla oranla daha düşük çıkıyor olması, enflasyon farkının 6 aylık periyodlar halinde maaşlara yansıtılmasını, kısmen de olsa kabul edilebilir kılarken, gelinen nokta yüksek enflasyon nedeniyle bu durum katlanabilir bir durum olmaktan çıkmıştır.


Fiyat ve ücret belirlemesinde hareketli bir ölçeğin kullanılması olarak bilinen Eşey Mobil Sistemine geçilerek, enflasyon oranlarındaki kümülatif artışın kamu çalışanlarına Ocak veya Temmuz ayında yapılan zammı aşması halinde aradaki farkın aştığı aydan geçerli olmak üzere maaşlara yansıtılmadır. Böylelikle kamu çalışanlarının yüksek enflasyon karşısında daha kısa bir sürede korunması amaçlanmıştır.


Sonuç olarak; enflasyon farkının ödenmesi bütçe kanuna konacak ilave bir madde ile kamu personellerinin toplu sözleşme ile aldıkları zam oranını aştığı aydan itibaren her ay kamu çalışanlarının maaşları yansıtılması gerektiğini değerlendiriyoruz.


2. Refah Payı Verilmesi


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat BİLGİN, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayına ‘’2022 yılının Temmuz ayında enflasyon farkı ile birlikte refah payı adı altında da kamu çalışanlarına ödeme yapılacağını’’ belirtmiştir. (video linki)

Verilmesi düşünülen refah payının gerçek amacına ulaşabilmesi için gelecek altı ayda içinde oluşması muhtemel enflasyon farkından mahsup edilebiliyor olmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle yapılacak olan zammın Temmuz-Aralık ayı aralığında oluşacak kümülatif enflasyonun üzerinde olması halinde refah artışından söz edilebilecektir. Aksi durumda, Temmuz ayında Refah Payı adı altında yapılacak oransal artış Temmuz-Aralık dönemi gerçekleşen enflasyondan mahsup edilmesi durumunda Ne refah payı ne de sizam olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Sonuç olarak; Ek bütçe kanununda kamuoyuna %2 olarak yansıyan refah payının en az %10 olarak uygulanması, uygulanacak olan bu refah payının gelecek dönem gerçekleşecek olan enflasyon oranından mahsup edilmemesini tüm kamu çalışanları adına talep etmekteyiz.

3. Vergi Diliminin %15'e Sabitlenmesi


Devletin sermaye sahiplerini, uyguladığı vergi aflarıyla, Vergi muafiyetleriyle, KDV istisnalarıyla, sigorta primi teşvikleriyle desteklediği gibi benzer şekilde kamu çalışanları üzerindeki vergi, yükününde azaltarak desteklemesi gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikli olarak gelir vergisi kanununda artan oranlı vergi uygulamasına son verilerek sabit ücretli üzerindeki vergi yükünün 15% sabitlenmesi gerekmektedir. Bu durumun kısa süre mümkün olmaması halinde ise 2022 yılı için belirlenen vergi dilimlerinin acilen gözden geçirilerek vergi dilimi matrahlarının yükseltilmesi gerekmektedir. Zira vergi dilimleri enflasyon oranında artırılmadığı için sabit gelirli çalışanlar çok daha erken vergi diline girecektir.

4. Vergiden İstisna Tutarların Yeniden Belirlenmesi


Vergiden muaf tutulacak günlük yemek ücreti ve çalışanın iş yerine gidip gelmesi için işveren tarafından sağlanan yol ücretine ilişkin istisna tutar her yıl gelir vergisi genel tebliğinde belirtilerek resmi gazetede yayınlanmaktadır. Bu yıl için belirlenen istisna tutarlar, yol ücreti için 17, 00 TL, yemek ücreti için ise 34,00 TL olarak belirlenmiştir. Ancak bu tutarlar benzin ve motorine gelen zamlar ile tüketim kalemlerinde gelen ciddi fiyat artışları nedeniyle güncelliğini kaybetmiştir. Bu bağlamda; bütçe kanunu ile yemek ve yol ücretlerinin vergiden istisna tutarlarının revize edilmesi gerekmektedir.

Adil Haber Sen olarak; yukarıda gerekçeli olarak detaylarını açıkladığımız taleplerimiz, tüm kamu personellerinin ortak talep ve beklentisidir. Bu beklentilerin karşılık bulması halinde kamu personelleri son dönemde yaşadıkları mali kaybı bir nebze olsun giderebilecektir. Saygılarımızla arz ve talep ederiz.







 

Adil Haber-Sen

Yönetim Kurulu

207 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page